
“Sanat, hissedilenin dile gelişi değil; dile gelmeyenin hissedilişidir.”
Belki de bu yüzden sanat, duyguları derinden yaşayan insanlar için yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir denge alanıdır.
Bazı insanlar dünyayı biraz daha yoğun hisseder. Bir filmin sahnesinde gözleri dolar, bir müzik parçası günlerce akıllarında kalır, bir odanın enerjisinin değiştiğini hemen fark ederler. Bu hassasiyet bazen bir armağan, bazen de yönetilmesi gereken bir sorumluluktur.
Yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu oldu:
Empati, herkesin yükünü taşımak değildir.
Empati anlamaktır. Üstlenmek değil. Dinlemek, çözmek demek değildir. Destek olmak, sorumluluğu devralmak değildir. Ve bazen yapılabilecek en sağlıklı şey, karşımızdaki insanı anlamak ama onun yolunu onun yerine yürümemektir.
Sanat bana yıllar içinde şunu öğretti:
Duyguları bastırmak çözüm değildir. Ama onların içinde kaybolmak da değildir. Gerçek denge, hissedebilmek ve yine de merkezde kalabilmektir. Başkalarını anlayabilmek ve yine de kendi sınırlarını koruyabilmektir. Çünkü sınır çizmek sevgisizlik değildir.
Sınır çizmek, kendi enerjine de saygı göstermektir.

“Sınırlarıma Girme” / Tuğba Yazıcı
Empati güçlü bir özelliktir. Ancak sınırları olmayan empati zamanla tükenmişliğe dönüşebilir.
Her çağrıya cevap vermek zorunda değilsiniz.✔️
Her sorunu çözmek zorunda değilsiniz.✔️
Her duyguyu sahiplenmek zorunda değilsiniz.✔️

Bazen yapılabilecek en olgun şey, yalnızca anlamak ve sorumluluğu sahibine bırakmaktır.
Bu uzaklaşmak değildir.
Bu olgunluktur.
Dünyayı derinden hissetmek bir güçtür. Ama her güç gibi, bilgelikle kullanıldığında güzeldir. Empati güzeldir. Sınırlar da öyle. Ve gerçek denge, ikisinin birlikte var olabildiği yerde başlar.
Sevgiyle ve Saygıyla
“Sınırlarıma Girme!”
Tuğba Yazıcı
Sanatçı, Yazar ve Yapımcı
İnstagram: tugbayaziciofficial
Facebook: Tuğba Yazici


