Çarşamba, Nisan 29, 2026

info@arttmodernmiami.com

Pura Vida

-

|

Costa Rica’ya bu sene ilk defa, bir aylığına gittim.

Bedenim ve zihnim henüz yeni yerini anlamaya çalışırken, daha ilk akşam — yol hâlâ üzerimizdeyken — küçük bir sahil restoranında garson gülümseyerek eğildi ve tek bir cümleyle ülkenin kapısını araladı:

“Pura vida.”

“Bunu öğrenirseniz,” dedi, “Costa Rica’da İspanyolcanın yarısını çözmüş olursunuz.”
İlk duyduğunuzda biraz abartı gibi geliyor. Ama değil.
Çünkü pura vida sadece bir söz değil.

Bir dil kısayolu, bir ruh hâli, hatta küçük bir yaşam protokolü gibi.
Günaydın yerine geçiyor, teşekkür ederim yerine geçiyor, nasılsın yerine geçiyor, “iyiyim” yerine geçiyor. Bazen bir bakışın alt yazısı oluyor, bazen bir gülümsemenin sessiz tercümesi.
Kelime anlamı “pure life.”

Yani “sade hayat” anlamındadır.
Ama orada, kahve kokusunun ağır ağır yükseldiği sabahlarda bu kelime, sade olmaktan çok daha fazlasına dönüşüyor.

Costa Rica’da hava hep sıcak.
Ama insanın ruhuna işleyen iki ayrı mevsim var: yağmurlu sezon ve kuru sezon.
Biri yağmurun ritmiyle akıyor, diğeri güneşin sabrıyla.
Hangisi olursa olsun, hayatın temposu pek değişmiyor.
Belki de pura vida tam olarak bu:
Koşullara göre değişmeyen bir iç iklim.

Bir fincan kahve düşünün.
Yükseklerde, sisin içinden çıkan kahve tarlalarında yetişmiş; toprağın mineralini, yağmurun ritmini, güneşin sabrını içine çekmiş bir kahve. İçtiğinizde sadece kahve içmiyorsunuz; bir ülkenin temposunu yudumluyorsunuz.
Ne eksik, ne fazla…
Yanık değil, sert değil, gereksiz şekerli hiç değil.
Tam kararında.

Costa Rica, volkanlarıyla kaynayan bir ülke.
Toprağın altında sürekli bir hareket, bir enerji, bir potansiyel var.
Üstünde ise neredeyse taşacak kadar canlı bir doğa: yağmur ormanları, rengârenk kuşlar, tembel hayvanlar, kurbağalar, sonsuz yeşil…
Bu kadar dolu, bu kadar hareketli, bu kadar coşkun bir doğanın ortasında insanın da aynı telaşla yaşaması beklenir sanki.

Ama hayır.
Onlar acele etmiyor.
Zorlamıyor.
Dürtüklemiyor.
Sanki hayat zaten yeterince dolu; senin onu ayrıca ittirip kakmana gerek yok, diyorlar.
Belki de bu yüzden pura vida, bir eksiklikten değil, bir kabullenişten doğuyor.
Bir “daha fazlası lazım” hâlinden değil, bir “bu zaten yeter” hissinden.
Orada insanlar — en azından benim bulunduğum yerlerde — oldukça mütevazı yaşıyorlar.
Hatta dışarıdan bakınca “yoksul” diyebileceğin bir sadelik var.
Ama o sadeliğin içinde eksiklik değil, hafiflik var. Sanki hayatı fazla ciddiye almamayı öğrenmişler. Ya da daha doğrusu, hayatı ciddiye almanın başka bir yolunu bulmuşlar. Gülüşlerinde bir rahatlık, bakışlarında bir “oluruna bırakma” hâli var.
Bir şeyleri oldurmaya çalışmıyorlar.
Olmasına izin veriyorlar.
Ve insan, fark etmeden bundan etkileniyor.
“Pura vida” dendiğinde gerçekten de görünmeyen bir kapı açılıyor.
Sen de, fark etmeden o kapıdan içeri giriyorsun.
Biraz daha yavaşlıyorsun.
Biraz daha az şikâyet ediyorsun.
Biraz daha az eksik hissediyorsun.
Belki de mesele tam olarak bu: Hayatı düzeltmek değil, onunla aynı ritme girmek.
Bir parça kakao gibi…
Ham hâliyle sert, yoğun, neredeyse acı.
Ama doğru şekilde işlendiğinde derin, zengin ve tatmin edici.
Costa Rica bunu biliyor gibi.

Dünyanın biyolojik çeşitliliğinin yaklaşık yüzde yedisini o küçücük coğrafyasına sığdırdığı gibi, sanki koskoca kalbinde de geri kalan yüzde doksan üçün sırrını çözmüş gibi.
Acıyı yok etmiyor.
Onu dönüştürüyor.
Tatili uzattıkça uzattım.
Sonra biraz daha…
Gitmek nispeten kolaydı da… Ayrılmak pek öyle olmadı.
Belki de pura vida biraz bağımlılık yapıyor.
İnsan orada tembelleşmiyor da, sanki usul usul bir tembel hayvana dönüşüyor.
Sorgulamadan kabulleniş.
“Bu da bu kadar olur” diyebilme hâli.
Kasmayan bir kanaatkârlık…
Talepkâr olmayan bir teslimiyet.
Hamaratlığa dönüşmeyen bir haz alabilme…
Dürtüklemeden davetkâr olabilmek…
Hepsini bir blendera koyuyorsunuz.
İçine biraz papaya, biraz maracuya, biraz mango, biraz ananas ekliyorsunuz.
Buyurun size bir bardak Pura Vida.
İnsan böyle bir karışımı içince, aslında ne kadar mahrum kaldığını da fark ediveriyor.
İnsanın üzerinden her şey akıp gidiyor.

Adeta temizleniyorsun.
Hafifliyorsun.
Ve bir noktadan sonra, fark etmeden sen de pura vida’dan ibaret oluveriyorsun.

Bunca yolu geldim… Ne mi öğrendim?
Çok da şey yapmamak lazım…
Pura vida.

Ayşen Darcan
Nisan 2026
Website: aysendarcan.com
Instagram: dr.aysence

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!

Share this article

Recent posts

spot_img

Popular categories

spot_img