Perşembe, Nisan 2, 2026

info@arttmodernmiami.com

Gerçek Göç Hikâyeleri II

-

|

Melda Sherman/ Boston

Yeni Bir Hayat, Eski Kimliğin Gölgesi
Melda Sherman – Arttmodernmiami

  Süreyya Amerika’ya gitmeye karar verdiğinde, aslında sadece bir ülke değiştirmiyordu. Bir hayatı geride bırakıyordu. Ama bu yolculuğa tek başına çıkacak kadar cesur değildi.
  Üniversiteden arkadaşı Haluk ile anlaştılar. Onu “çocuğuna bakması için”, çocuk bakıcısı sıfatıyla  yanında götürdü. O dönemde aralarında romantik bir ilişki yoktu. En azından Süreyya böyle anlatıyordu. Ne düşündüler, nasıl bir gelecek hayal ettiler, bilinmez…Ama kendilerini Amerika’da buldular.


Yıl muhtemelen 1990’ların başıydı. George H. W. Bush dönemiydi. Körfez Savaşı  yeni sona ermişti. Dünyanın gözü Körfez’deydi. Kimsenin dikkatini çekmeyen küçük bir hikâye ise Amerika’da başlıyordu: Süreyya, Haluk ve küçük Cem’in hikâyesi.
 İlk zamanlar her şey… olması gerektiği gibiydi. Ya da bir göçmenin hayatında “normal” sayılabilecek şekilde ilerliyordu. Bir ev kiraladılar. Cem’i okula yazdırdılar. Amerika’nın en çarpıcı yanlarından biri budur: Çoğu zaman, bir çocuğun eğitim hakkı onun kimliğinden önce gelir. Cem okula başladı. Haluk taksi şoförlüğü yapıyordu. Süreyya ise bir fast-food zincirinde çalışmaya başladı. Buraya kadar her şey, yeni bir hayata başlayan göçmen bir aile için tanıdık bir tablo gibi görünebilir.
Ama asıl hikâye burada başlar. Çünkü Süreyya… sıradan bir kadın değildi. Kendi ülkesinde bir zamanlar milyonerdi. Şimdi durup düşünün:
Bir zamanlar büyük bir servetin, sosyal statünün ve güçlü bir kimliğin içindeyken… yeni bir ülkede sıfırdan başlamak zorunda kalmak.

Bu yalnızca bir başlangıç değildir.
Bu, bir kimliğin parçalanmasıdır.
Süreyya yıllar içinde elindekileri satarak hayatını sürdürdü. Evler, dükkânlar… En sonunda geriye yalnızca İstanbul’da, Bebek sahilinde milyon dolarlık bir ev kaldı. Ama mesele artık para değildi. Mesele, kim olduğunu yeniden tanımlamaktı .
Zamanla Süreyya ve Haluk evlendiler. Hayat onları yavaş yavaş başka bir düzene sürükledi. Yıllar geçti. Ve bir gün, Amerika’daki göçmenlik politikalarında yaşanan bir değişimle, Barack Obama döneminde, yasal statü kazanma hakkı elde ettiler. Green Card aldılar. Dışarıdan bakıldığında bu bir “mutlu son” gibi görünüyordu. Ama bazı hikâyelerde, en büyük kırılma noktası tam da mutlu son sandığınız yerde başlar.
Çünkü Cem…
Bu haktan yararlanamadı. Sistemin ironisi burada başlıyordu. Yıllarca Amerika’da büyüyen, eğitim alan bir çocuk… yasal statüye sahip olamıyordu.
Tek bir yolu vardı:
Sürekli öğrenci kalmak.

Cem büyüdü. Üniversiteye gitti. Yıllar geçti.
Ama hayatı hep aynı noktada kaldı.
Bugün…
Cem 40 yaşında.
Ve hâlâ öğrenci vizesiyle okuyor. Çünkü bazen bir ülkede kalabilmenin tek yolu… hiç mezun olmamaktır.
Eğer bir gün Amerika’da; 50 ya da 60 yaşında bir öğrenci görürseniz…
Belki de o, Cem’dir.
Ve belki de o kişi size şunu hatırlatır:
Göç…
her zaman yeni bir hayat kurmak değildir.
Bazen sadece, hayatta kalmanın başka bir yoludur.

— Devam edecek —
Melda Sherman
www.meldasherman.com
Instagram: @melssherman
Facebook: Melda Sherman

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!

Share this article

Recent posts

spot_img

Popular categories

spot_img