Mucizelere inanıyorum.
İnanmamı sağlayan en güçlü kanıt ise her sabah gökyüzüne bakmak. Bulutların ağır ağır yer değiştirişi, mevsimlerin ritmi, tabiatın matematiksel kusursuzluğu…

O an yeryüzündeki kaostan zihnimi çekip alıyorum. Evrenin işleyişine, görünmeyen güce, Yaradan’ın kudretine sessiz bir saygı duruşu yapıyorum.

Ve sonra bir şey oluyor. Adını “sihir” koyabilirsiniz. Enerji değişiyor. Alan genişliyor. Çekim başlıyor…
Yıllar önce, kendi adımı taşıyan ve resimlerimden ilhamla oluşturduğum markamın en yoğun dönemlerinden birindeydim.

Tugba Yazıcı Fashion Week MBFW
Koleksiyon hazırlıkları, siparişler, PR, çekimler…

2015’in son ayı. Yılbaşı arifesi.. Aynı zamanda hayatım iki kıta arasında gidip geliyordu; bir ayağım Amerika’da, bir ayağım Türkiye’de. Büyük bir değişimin eşiğindeydim. Ama bu değişimin sonuçlarını düşünmemek için çılgınca çalışıyordum. İnsan hayatını değiştirmeye karar verdiğinde, cesaretle birlikte karmaşa da gelir. En iyi çözüm çalışmaktır.
O yıl, içimden minimalist ama zamansız bir yılbaşı kapsülü hazırlamak geldi. İlhamım nettir: Audrey Hepburn. Zarafetin, sadeliğin ve omurgalı duruşun simgesidir. Özellikle Breakfast at Tiffany’s filmindeki siyah elbise… Sadece stil değil, bir karakter manifestosudur.

Audrey Hepburn
Benim için Audrey, şaşanın içinde ölçüyü koruyabilmenin adıdır. Ve evet, o ruhu hep kendime yakın hissettim. Belki de aynı burçtan kadınlar birbirine gerçekten benziyor. Beni de birçok defa Audrey’ye benzetirler; bu benim için en büyük iltifatlardan biridir.

Tugba Yazici /2014
Mini koleksiyon kısa sürede hazırlandı. Küçük ama inançlı ekibimle. Diz altı klasik siyah elbiseler, gece elbiseleri, siyah-kırmızı-beyaz paleti… Başka renge yer yoktu.


Elbiselerin iç astarları tamamen “göz” desenlerinden oluşuyordu. Çünkü markamın mottosu her zaman nettir:
“Gözler daima üzerinizde.”

. Koleksiyon çıktıktan iki gün sonra telefon çaldı. Arayan, bir gazeteci ve programcının stil danışmanıydı. Acil, klasik ve şık bir elbise gerekiyordu. Özel bir program için İstanbul’a çok özel bir isim geliyordu.
“Sean Hepburn Ferrer geliyor,” dedi.
“Audrey Hepburn’ün oğlu.”
O anki şaşkınlığımı tarif edemem! Mutluluk biraz gecikmeli geldi; önce evrenin ince mizahını fark ettim. Hazırladığım koleksiyondan bir elbise gönderdim. Beğenildi. Programda giyildi. Ben de koleksiyondan bir parça giyerek çekime katıldım.


Funda Karayel- Sean Hepburn Ferrer
(Kişisel arşiv, editorial kullanım.)
Mr. Ferrer, tanıdığım en zarif beyefendilerden biriydi. O gün sadece güzel bir anı kazanmadım; aynı zamanda kariyerimde yeni bir kapı açan önemli bir anlaşma imzaladım.
O “Audrey” koleksiyonunu hazırlarken nasıl bir çekim alanı oluşmuştu ki, iki gün sonra böyle bir teklif aldım ve bir hafta sonra ilham aldığım kadının oğlu ile aynı karede yer alabildim. Rahmetli ölmeseydi, belki kendisi de gelecekti! Hayat nasıl enteresan!

Tuğba Yazici-Sean Hepburn Ferrer
(Kişisel arşiv, editorial kullanım.)
Ben buna “Düşüncenin Gücü” diyorum. Negatif düşünce ve enerjilere hayatımda yer bırakmamamın nedeni bu. Zihnin enerjisi, hayatın mimarisini çizer.
Bu yazının bir kısmı yıllar önce Berlin’de yayımlandı. Bugün yeniden paylaşmamın nedeni ise; kişisel bir dönüşümün eşiğinde olmam. Hayatımda yeni bir evre başlıyor. Bazen insan kendi cümlelerini tekrar duymaya ihtiyaç duyar.
Geriye dönüp baktığımda, hayatımın farklı evrelerinde bambaşka kadınlar görüyorum. Hepsi kendi alanında güçlü. Hepsi ayrı bir hikâye.
Bir galeri gezer gibi yürüyorum kendi içimde. Her odada başka bir Tuğba var:
- Farklı bir hikayesi olan, aileden gelen lider ruhlu genç kız Tuğba…
- Anne Tuğba… Şefkatiyle zamanı durduran.
- Sofrayı sahneye çeviren, evi bir atmosfere dönüştüren ev sahibi Tuğba…
- Boyalarıyla sessiz konuşmalar yapan ressam Tuğba… Renkleri duyan, hisseden.
- Şehirleri ve ülkeleri giydiren modacı Tuğba… Kumaşın hafızasını bilen, zarafeti disiplinle buluşturan.
- Amerika’ya göç eden Tuğba… Kök söküp yeniden diken. Cesareti yanında taşıyan.
- Gazeteci ve yazar Tuğba… Kelimeleri birer anahtar gibi kullanan.
- Film prodüktörü Tuğba… Hayalleri sadece kurmayan, gerçekleştiren.
- Ödüller alan Tuğba… Ama asıl ödülün dönüşüm olduğunu bilen.
- Ülkeden ülkeye uçan Tuğba… Bazen sahneden ödül almak için, bazen hayatı alkışlamak için.
- Ve İngiltere’de “Yılın İlham Veren Kadını” seçilen Tuğba… O an sahnede duran kadınla, sabah yürüyüşünde gökyüzüne bakan kadın aynıydı.
Belki bu kadınlar sokakta karşılaşsalar birbirlerini tanımazlardı. Ama mutlaka selam verirlerdi. Çünkü her versiyonumun ortak anahtarı: içten bir gülümseme. Kapıları açan hep o oldu.
Ve şimdi kendime tekrar hatırlatıyorum:
Mucizelere inan. Çünkü onlar her gün oluyor.
Ve belki de mucize dediğimiz şey: kendi dönüşümümüzdür.
Tugba Yazıcı
Çok Disiplinli Sanatçı & Yapımcı
Instagram:tugbayaziciofficial
Facebook: Tuğba Yazici
Not: Başlık sevgili Audrey Hepburn’e ait bir cümledir.


